Merve Boluğur Biyografisi
Reklamlar
Merve Boluğur, 16 Eylül 1987′de İstanbul’da doğdu. Merve, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü’nde eğitim gördü.
Merve, Daha önce birkaç filmde rol aldı, reklam filmlerinde oynadı. 2006-2007 yıllarında yayınlanan televizyon dizisi Acemi Cadı’da başrol oynadı, dizide Ayşegül adlı bir cadıyı canlandırdı ve TRT´de yayınlanan Aşk Yeniden adlı dizide Eylül adında bir kızı canlandırdı.
Merve’nin en Seviği Yemek, Patates Kızartması ve Salata…
İşte Merve Boluğur’u anlatan birkaç satır: “Merve Boluğur, hedeflerine yavaş yavaş ve emin adımlarla ilerlemek istiyor. O’nu ilk reklam filmleriyle tanıdık sevdik, daha sonra sinema filmleri ve sonra herkesin ilgiyle izlediği Acemi Cadı ile karşımıza geldi. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk eğitimi alan Merve Boluğur,şimdilerde TRT’de yayımlanan, başrollerini Türkan Şoray ve Cihan Ünal’ın oynadığı dizide çiftin kızını oynuyor. Hedeflerinden biri,sunuculuk ve spikerlik olan Boluğur, ileride özellikle moda programı sunmak istiyor. Bu hedefine ulaşmak için doğru tekliflerin gelmesini bekliyor. Güler yüzlü olmasını,dramada oynamasına engel olmadığını düşünüyor. ‘Acemi Cadı’dizisi bittikten sonra dinlenmeyi düşünen genç oyuncu Türkan Şoray ve Cihan Ünal isimlerini duyduktan sonra ara vermekten vazgeçip ‘Aşk Yeniden’ dizisinde rol almayı istemiş. Oynadığı rollerin üstüne yapışmayacağını düşünüyor…”
Gizem Memiç Biyografi
Yarışmaya Ankara’dan katılan 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Memiç, tacını geçen yılın güzeli Ebru Şam’dan devraldı. Kraliçeyi ilk olarak babası lise öğretmeni Tamer Memiç ve annesi eczacı Müberra Memiç ile 11 yaşındaki kız kardeşi İzel Memiç kutladı. Gizem Memiç’in kraliçelik haberini 11 yaşındaki kız kardeşi İzel Memiç, arkadaşlarına cep telefonu ile haber verdi. Türkiye’nin en güzel kızı unvanını kazanan Gizem Memiç’in ülkemizi Miss World’de (Dünya Güzellik Yarışması) temsil edeceği belirtildi.
Özhan Canaydın Biyografisi
Özhan Canaydın, 23 Ocak 1943’de Bursa’da dünyaya geldi. 1957 yılında 155 sicil numarasıyla Galatasaray Klübü üyesi oldu. Daha 14 yaşında olan Canaydın, bu dönemde klübün en küçük üyesiydi.
Canaydın, ertesi yıl basketbol oynamaya başladı. Galatasaray Spor Klübü’nde Yıldız, Genç ve A Takım Baskebol takımlarında oynadı. 1962’de Genç Milli Basketbol Takımı’yla Avrupa Gençler Şampiyonası’na katılan ekipte yer alan Canaydın, 1963 yılında Galatasaray Basketbol Takımı’yla Türkiye Şampiyonu oldu.
1960 Yılında tekstil sektöründe faliyet gösteren babasının yanında iş hayatına atılan Canaydın, 1964’de profesyonel basketbolu bıraktı. Özhan Canaydın kendi şirketini kurdu ve dokuma, örgü, konfeksiyon gibi alanlarda faaliyet göstermeye devam etti. Bursa’da 20 Bin metrekarelik alana kurulu bir fabrikası bulunan Canaydın, bu fabrikada ünlü markaların üretimini gerçekleştirdi.
Canaydın, aynı zamanda Galatasaray Kulubü’nde Ali Tanrıyar, Alp Yalman ve Faruk Süren yönetimleri boyunca çeşitli görevlerde bulundu. Mart 2002 seçimlerinde Klüp Başkanlığı görevi için adaylığını koyan Canaydın, üyelere yaptığı son konuşmasında ”50 yıl önce bunu sadece hayal edebilirdim. 2 yıldır bugün için kendimi hazırlıyorum” şeklinde konuştu. Canaydın, Mehmet Cansun’un da aday olduğu olağan seçim genel kurulunda geçerli 3479 oyun 2089′unu alarak, Galatasaray Klübü’nün 33. başkanlığına seçildi. Mehmet Cansun ise 1338 oy aldı. Canaydın 2001-2002 sezonunda elde edilen 1. Lig Şampiyonluğuna rağmen teknik direktör Mircea Lucescu’yu gönderildi ve takımın başına yeniden Fatih Terim getirildi. Terim bu görevi sadece bir buçuk yıl sürdürdü. Canaydın bu dönemler boyunca Ali Sami Yen, Seyrantepe ve Riva projelerini de hayata geçiremedi.
Semih Haznedaroğlu ve Yiğit Şardan’ın da adaylığını koyduğu Mart 2006 Olağan Genel Kurulu’nda Canaydın, 3. kez kulüp başkanlığına seçildi. Bu sonuçta Canaydın’ın ”Galatasaray’a bağış kampanyası”nı gerçekleştiren Adnan Polat’ı listesine dahil etmesinin etkisi olduğu yönünde görüşler ortaya atıldı. Seçilmesinin ardından yaptığı konuşmada, yeni dönemde değişeceğini ifade eden Canaydın, ”Bu kez yumruğumu masaya vuracağım” dedi ve ekledi:
Bu dönemde yüzüm gülecek, gülebileceğimi size göstereceğim. Bu dönemde yumruğumu masaya vuracağım, sesimi yükselteceğim. Burada aldığım bu enerjiyi mutlaka yayacağım. Galatasaray’ın üstüne ölü toprağı serpilmez. Bunu söyleyenler Galatasaray’ı bilmeyenlerdir.
100. kuruluş yıldönümünde şampiyonluğu ezeli rakibi Fenerbahçe’ye kaptıran Galatasaray, 83 puanla tarihinin en iyi lig performansını sergileyerek 2005-2006 sezonunda şampiyon oldu. Canaydın, son dönemdeki gelişmelerin ardından ise kendisine yöneltilen Başkanlığı bırakmayı düşünüyor musunuz?” sorularına şu şekilde cevap verdi:
İstirahatim, keyfim arzum istediği müddetçe görevime devam edebilirim. Çok üzülüyorum ama yılmıyorum. İradem dimdik ayakta. Spor kamuoyu için tekim, fair play düşüncede. Yalnız kaldım ama yoluma ısrarla devam ediyorum.
Özhan Canaydın, 1965’de Asuman Canaydın ile evlendi ve çift, Murat ve Zeynep isimli iki çocuk sahibi oldu.
22 Mart 2010′da aramızdan ayrılmıştır.
Tolga Sayışman Biyografisi
Tolga Sayışman Hayatı
17.12.1981 İstanbul doğumluyum.Uğurkan Erez Ajans ile başladığım mankenlik hayatımda 2002 senesinde Best Model Of Turkey ve Best Model Of the World seçildim. 2004 Senesinde Manhunt Turkey ve 2005 senesinde de Güney Kore’de yapılan Manhunt İnternational yarışmasında birinci oldum.( Dünyanın En Yakışıklı Erkeği )
Türkiye’ de yapılan bir çok önemli defilede görev aldım. Ayrıca Paris’te ean Luis Scherer / Calvin Kleyn / Armani Defilelerine katıldım. China ve Hongkong ‘da Bir çok defilede görev aldım . En önemlisi ise Dolce abana’idi…
Mustafa Ceceli Biyografisi
Sezen Aksunun Hacı şeklinde hitap ettiği aranjör Mustafa Ceceli nin ismini şimdiden bir yere not edin; çünkü önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bu ismi daha çok duyacaksınız. Henüz 26 yaşında bir aranjör olmasına rağmen müzik dünyasının peşine düştüğü Cecelinin dokunduğu şarkılar hit oluyor.
Sezen Aksunun İkili Delilik Gidemem ve Hükümsüz; Kenan Doğulunun Çakkıdı Aklım Karıştı; Burak Kutun Komple; Emel Müftüoğlunun Eğlenilecek Kızlar Evlenilecek Kızlar gibi dillerden düşmeyen şarkılarının düzenlemesini yapan Mustafa Ceceli yeteneği ve bilgisiyle Türk pop müziğinde çığır açacak gibi…
Mustafa Ceceli nin 10 parmağında 10 marifet var aslında. Sadece şarkı düzenlemesi yapmıyor gitar piyano ve kemanını iyi derecede çalabiliyor dizi müziği yapıyor. Hatta müziklerini yaptığı Hepsi dizisinde kamera karşısına bile geçmiş. Özellikle gençlerin severek takip ettiği dizide Ceceli kendisini oynuyor. Genç müzisyen oyunculuk performansıyla da göz dolduruyor. Ama onun müzik dünyasında göz diktiği nokta Onno Tunç un yeri. Tunç un Türk müziğine çok büyük katkılarının olduğunu onun yerinin hâlâ doldurulamadığını söyleyen Ceceli Mümkün olabilir mi bilmiyorum; ama Onno Tunç gibi bir müzisyen olmak isterim. şeklinde konuşuyor.
Yapmak istediğim her projeyi hayal ettiğim her şeyi zamanında Onno Tunç gerçekleştirmiş aslında sağ olsun. diyerek Tunç u hayırla yâd eden Ceceli popüler şarkılar haricinde mistik besteler ve şarkılar yapmayı da çok arzuladığını söylüyor Sanat müziği makamlarını yeni soundla yeni armonilerle birleştirmek istiyordum böyle bir çalışma da varmış aslında. Örneğin bir sanat müziği şarkısını gerçekten çok iyi armonilerle tekrardan düzenleyip bunlarla ilgili albüm yapmak olabilir. Bu bilinen şarkılar da olabilir; ama bizim pazarımız için değil sadece. Özellikle dışarıda bir Budabar örneği var…
Nuran Sultan Biyografisi
Bu işin bir yaşı var mı? Sonsuza kadar dansözlük mü yapacaksınız? Ben sahnede ölmek istiyorum gibi bir tavrım yok. Zamanı geldiğinde çoluk çocuğa karışıp bu dünyadan çekilmek ve çocuklarıma bir zamanlar yaşadığım masal gibi hayatı anlatmak istiyorum. Herhalde formum bozulduktan sonra bu işi bırakırım. Çünkü ben dansözlüğü güzellikle bütünleştiriyorum. Bana göre oryantal dans aşk, seks ve tutku demek. O yüzden bir dansözün mutlaka güzel ve seksi olması gerektiğine inanıyorum. Sahnede de öyle kalmak istiyorum. Kendimi beğenmediğim an bu işi bırakırım. Genelde oryantal dansı doğurganlıkla bağdaştırıyorlar…
Kimileri onu doğurganlıkla, anaçlıkla bütünleştiriyor ama ben oryantali içindeki şehvet nedeniyle tangoya benzetiyorum. Sen bir dansöz olarak sahnede şehvetli bir kadınsın. Kadınlar için tehlike, erkekler için arzu nesnesisin. Zaten oryantal dans bana göre tarihsel olarak saraylardan çıkma bir dans kültürü. Haremde padişahlar için yapılan, seksten önce ateşleme işlevi gören bir dans. Ben de bir dansözü sahnede ne kadar ateşli ve tehlikeli duruyorsa o kadar başarılı buluyorum. “Tam bir Türk dansözüyüm” Serdar Ortaç’ın dediği gibi artık etrafta “binlerce dansöz var”. Neden ünlü isimler söz konusu oldu mu dansöz olarak sizi tercih ediyorlar? Ben tam bir Türk kadını gibiyim. Düzgün bir fiziğim ve keskin hatlarım var. Hatta tipim yabancılara çok egzotik geldiği için bana “Türk Lokumu” lakabını taktılar. Sanırım sadece Türk müzikleriyle dans etmem de cazip geliyor. Hint ezgileri ya da Arap figürleri kullanmıyorum. Tam bir Türk dansözü gibi dans ediyorum. Tülay Karaca, Prenses Banu gibi… Roman müziğini çok kullanıyorum. Çünkü 9 / 8′lik ritim dünyanın hiçbir yerinde yok. O bizim ritmimiz. Kıyafetlerimi seçerken de dikkatliyim. Arap dansözleri gibi giyinmiyorum. Benim toplumum modern ve yenilikçi. İstediğim kadar açık giyiniyorum. Zaten bunca yabancıya dans ederken modern bir Türk kadını gibi giyinip o şekilde hatırlanmak istiyorum. Kıyafetlerinizi kim dikiyor? Evin abla. Sahibi olduğu Bella modaevi Türkiye’nin bütün tanınmış dansözlerinin kostümlerini diker. Evin abla zamanında Sibel Can’ın kostümlerini de dikermiş.
“Diğerlerinden farklı bir stilim var” diyorsunuz, nedir o? Dans edeceğim müziği kendim seçiyor, koreografiyi ben yapıyorum. Shakira, Beyonce, Britney Spears gibi modern sanatçıların danslarındaki oryantal öğeleri de kullanıyorum. Ama beni diğerlerinden ayıran en önemli özellik Çingene olmam. Müzik, dans ve ritim bizim içimizde var. Oryantal dans da duygudur, ruhtur. Bu benim için Allah vergisi bir yetenek….






Hava Durumu



